Eski ya da Yeni, Hepsi Öğrenci

Klasik Türk filmlerinde bir öğretmenin eski öğrencileriyle arasında geçen konuşmalar tam nostalji kokar. Edepli ve saygılı öğrenci, utana sıkıla hocasına yaklaşır ve "beni tanıdınız mı" diye sorar. Hafif kısılmış gözlerle yapılan bir iki saniyelik süzmenin ardından, okul numarasıyla isim duyulur, öğretmenin ağzından. Tabii aradan geçen yıllar çok şeyi değiştirmiştir. Eskinin yaramaz öğrencisi, şimdi büyük bir işadamı olmuştur ve öğretmeninin ona verdiği eğitim ve terbiyeye çok müteşekkirdir.

Öğretmenliği içinden gelerek yapan her insanoğlu için en büyük ödül, herhalde öğrencilerinin bir yerlere geldiğini görmek ve hem milletine hem de insanlığa faydalı olduklarını öğrenmektir. Ama bunun tersi de var. Uğraştığın ama dikiş tutmayan öğrencilerinin hem kendilerini hem de ülkeyi harap ettiğini görmek, bir öğretmenin içini sızlatır. Ama acaba öğrenciler, kendileri hakkında böyle hissedildiğinin ne kadar farkındalar? 

Ben o sıralarda otururken, aynı gerçeğin farkında mıydım diye düşününce, ne yazık ki kendi sorduğum soruya olumlu cevap veremiyorum. Artık çocukluk mu dersin, gençlik mi dersin, ne dersen de. Ama yine de hem kendim hem ülkem hem de insanlık için ideallerim vardı. Ve o idealler, öğretmenlerimden bana miras kalan en değerli olgular olsa gerek, çünkü yelkenlerinizi ancak idealleriniz ve hayalleriniz doldurabiliyor.

Bu konuya niye girdim şimdi? Bilgisayar başında online eğitim verirken, öğrencilerime ideal sahibi olmayı nasıl aşılayabilirim diye takıldı kafama. Ama cevap bulamadım...



Yorumlar