Dizaynın Kaderi ve Kaderin Dizaynı


Öğrencilerim, soru sorulmaya açık birisi olduğumu ve hele sıra dışı sorgulamalara bayıldığımı iyi bilirler. Dün bir kaç öğrencim gelip şunu sordular: "Statik tasarımı düzgünce yapılmış bir yapının kaderinde yıkılmak varsa yıkılır mı?" 

Meselenin dinî boyutuna girmeden, sorulan soruya bakarak, soruyu soranların mühendislik anlamında öğrenmeleri gereken daha çok şey olduğu söylenebilir. Ama zaten merak etmek ve soru sormak da, öğrenmenin yegâne şartı değil midir? O yüzden ben de kısaca dedim ki statik dayanma koşullarına gelmemiş olsa bile bir yapı, dinamik yükleme veya ani darbe yüklemesi nedeniyle yıkılabilir. Veya malzeme içerisindeki kusurlar, teorik beklentilerin gerçekleşmemesini sonuç verebilir.

Tuttuğu ipin ucunu çekiştiren kedi misâli tekrar sordular: "Peki, statik, dinamik ve darbe dayanma sınırları aşılmadan, malzeme kusurları da yoksa, ama binanın kaderinde yıkılmak varsa, yıkılır mı?"

İster istemez, daha felsefî konuşmam gerektiğini anladım. Dedim ki: "elektriğin ve manyetizmanın henüz keşfedilmediği bir zamanda yaşıyor olsaydınız, sesinizin binlerce kilometre öteye duyurulabileceğine inanır mıydınız? İnanmazdınız. Peki o sırada biri size sorsaydı, bir insanın sesi, bağırmadan ve arada rüzgâr da olmadan binlerce kilometre öteden duyulabilir mi? Cevabınız hayır olurdu. Ama bu kısıtlayıcı cevap, sizin ilminizin henüz ulaşamadığı şeylerden dolayı olurdu. Aynı şekilde, eğer bir yapının kaderinde her şeye rağmen yıkılmak varsa, bizim ilmimizin henüz ulaşamadığı bir şeyler vardır mutlaka."



Yorumlar

Yorum Gönder