İstanbul'da Bir Bilim İnsanı


Bilim her ne kadar yenilikler ve bilinmezlerle iç içe olsa da, bilim dünyasının da kendine göre gelenekleri ve dogmaları vardır. Bundan dolayıdır ki kabul edilmiş bilimsel teorilere olası bir alternatif önermek, yüksek derecede medeni cesaret ve irade gerektirir. Dikkat edin, alternatif teori geliştirmek demiyorum; böyle bir teoriyi dile getirmekten bahsediyorum. 

Ama Allah dağına göre kar verirmiş ya! Eğer gerçekten var olan teoriler kadar ve hatta onlardan daha iyi derecede izah ve tahmin kabiliyeti olan, yeni bir paradigma tanımlayan bir teori geliştirdiyseniz, onu dile getirip savunacak cesaret de veriliyor.

Mesela dalga ve parçacık paradigmalarının gerek madde gerekse ışık hakkında açıklayabildiği farklı şeyler var. Ama bu paradigmaların birbiriyle çatışması da söz konusu. Bu bağlamda daha önce dile getirilmemiş ve yeni ufuklar açabilecek bir şey geliştirirseniz, İstanbul'un iki yakasını bir araya getiren köprüyü de dikmiş oluyorsunuz.

İşte ben de şimdi boğaza nazır bir çay bahçesinde, tam da bunu yapıyorum. İstanbul ne sadece Asya ne de sadece Avrupa, ama birbiriyle dans eden iki dünya. Aynen gazların dinamiği gibi, doğru gözle bakınca...


Yorumlar