Film Şeridine Bakarken


Küçüklüğümde hiç kaçırmadığımız ve hayallerimizin ayrılmaz parçası olan Robotek diye bir çizgi film vardı. Ama o çizgi filmi özel yapan başka bir faktör daha vardı. Elektronik teknolojisinin yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı o günlerde robotların olduğu bir dünyayı resmeden kadroda, anlaşılmaz çizgilerle ifade edilen isimler arasında bir de Ahmet Agrama diye biri vardı. İsmi Ahmet olan birinin robotlarla ilgili bir şeyler ortaya koyması, ilkokula bile gitmeyen bir çocuk olan ben için çok şey ifade etmişti.

İlkokulda, Kara Şimşek (Knight Rider) vardı. Dualarımda o arabayı isterdim :)

Ortaokulda ODTÜ Fizik mezunu bir fen öğretmenimiz vardı. Bize İngilizce üzerinden fizik, kimya ve biyoloji öğretirdi. Hem konusuna hakimiyeti hem de İngilizce'yi etkin kullanımıyla bana örnek olan isimlerdendi. 

Lisede, Terminatör vardı. Terminatör 2. Daha fazla söze ne hâcet :)

Üniversitede termodinamik hocam vardı. Sinan hoca. Benim gibi zırt pırt soru soran birine sabırla ve tatminkâr cevaplar verebilen, yaptığı işi severek yapan, anlattığı dersi de büyük bir iştahla anlatan bir hocamdı. Şu an onun da çalıştığı aynı alanda çalışıyorum ben de.

Üniversiteyi bitirip master ve doktoraya başlayınca bir nevi, kademe kademe alt bileşenlerden ayrılıp uzaya yükselen bir mekik gibi oluyorsunuz. Yani kendi başınıza kalıyorsunuz. Zaten doktoranın amacı da kendi başına bilim yapabilen bağımsız bireyler yetiştirmektir. Ama yine de kilometre taşı olmasa da yol arkadaşlarınız oluyor. Benim için o isimlerden biri John Nash'di. Onun hayatıyla ilgili çevrilen Akıl Oyunları (A Beautiful Mind) filminden satırlar beynime kazındı: 
"To triumph, we need results. Publishable, applicable results. Now, who among you will be the next Morris? The next Einstein? Who will be the vanguard of democracy, freedom and discovery? Today, we bequeath America's future into your able hands. Welcome to Princeton, gentlemen." 

Yorumlar