Bugün modern bilim olarak bildiğimiz şeylerin neredeyse hepsi, insanlık tarihinin en ilgi çekici dilimlerinden olan 1800'lerin sonları ve 1900'ların başlarında keşfedildi. O devirlerde bilim insanları, birbirleri ile mektuplaşarak fikir alış verişi yapıyorlar, aynı şehirde yaşayanlar ise bir kafede düzenli olarak bir araya gelip bilimsel ve felsefik tartışmalar gerçekleştiriyorlardı. Hani bizde de kıraathane ifadesi vardır ya; eski dilde okuma evi anlamına gelir ki okuma-yazmanın yaygın olmadığı devirlerde bir kişinin gazete ve dergileri (ceride-mecmua-mevkûte) okuduğu diğerlerinin de çay ve kahvelerini yudumlarken onu dinlediği yerler.
Neyse, işte ben de dün başka bir ülkede yaşayan bilim insanı bir arkadaşımla uzun bir görüşme yaptım. Hayata dair, bilime dair konuları tartışmak için onun gibi birini bulabilmek, çölün ortasına uçağı düşen pilotun Küçük Prens'le karşılaşması bir şey. Günün birinde kendi adımla anılan bir teorim ve denklemim olduğunda, kendisine teşekkür edeceğim kişilerden biri kesinlikle o.
İşin trajikomik tarafı, daha önce yaptığım bir temel bilim çalışmamı gönderdiğim bilimsel dergi, "bu çalışma yüz yıl önce olsaydı, bir anlamı olurdu" diye yorum yapmıştı. Evet, bence de kesinlikle öyle. Hayata bundan yüz yıl önce gelip, bilimsel elitizm ve bilimsel burjuvazinin bu derece gemi azıya almadığı devirlerde evreni anlamaya çalışmak vardı...
Her neyse, günü geldiğinde bunlar da konuşma ve yazı malzemesi olur.
Resim: Fernand De Canne
Merhabalar.Teorine ilgi duyuyorum.Paylaşabilirsen sevinirim.Selamlar
YanıtlaSilDaha önce size kısaca bahsetmiştim. Gazların daha kapsamlı bir teorisi...
Sil