Bugün hava taşımacılığında gördüğünüz uçakların motorlarının neredeyse tamamı, turbofan denen türdendir. Motorun ağzındaki insan boyundaki açıklıktan giren havanın az bir kısmı, ateşlemenin de yapıldığı bölümden geçtiği için aşırı hızlı olarak arkadan püskürür. Geriye kalan çoğunluk hava ise sadece büyük bir fandan geçerek hızlandırılır, ama merkezden geçen hava kadar hızlanmaz. Motorun arka tarafında, bu iki farklı hızdaki akım etkileşerek ortalama bir hızda çıkış yapar ve uçağı ittiren kuvvet de böylece oluşur. Meseleyi demokrasiye bağlamak için, bu motorların atası olan turbojet motorlara da kısaca değinelim.
Turbojet motorlarda, motorun girişi daha dardır, ama giren havanın tamamı ateşleme mekanizmasından geçer ve aşırı hızlı olarak arkadan püskürür. İlk anlattığım turbofan motorlarla bu turbojetlerin neticedeki farkı, verimlilik. Az miktarda havayı aşırı hızlandırmak yerine çok miktardaki havayı ortalama bir hıza çıkartarak aynı itme kuvvetini daha verimli olarak elde edebiliyorsunuz.
Şimdi bir analoji kurarsak, ekonomik açıdan çok miktarda para ve malın az miktarda kişinin elinde birikmesindense daha ortalama miktarda paranın çok daha geniş kitleler tarafından paylaşılmasının daha verimli ve sürdürülebilir olduğu görülür.
Demokrasi açısındansa, milli otoritenin az miktarda kişinin eline verilmesindense çok sayıda kişinin ortalama seviyede otoriteyi temsil etmesinin yine daha verimli ve sürdürülebilir sonuçlar ortaya koyacağı görülür. Bu nasıl sağlanır peki?
Farklı senaryolar üretilebilir ama benim Türk milleti için işe yarayacağını düşündüğüm bir metot, askerlik hizmeti gibi milletvekilliğinin de mecburi hizmet olarak bütün vatandaşlara yayılması. Ya meclisin bir parçası olarak ya da onunla uyum içerisinde çalışacak ikinci bir mecliste, mesela 25-50 yaş arasındaki kişilerin "vatani görev" olarak mecburi 3 ay milletvekili olması, sadece yönetimsel açıdan değil, başka pek çok açıdan da problemleri çözebilir.
Resim: Emiel Molenaar

Yorumlar
Yorum Gönder