Üç Film Bir Realite

Derler ki, "teorik olarak, teoriyle pratik arasında fark yoktur, ama pratikte vardır". Aynı veya benzer anlamı daha edebî ifade eden atasözlerimiz ise, "evdeki hesap çarşıya uymaz", "kerameti kendinden menkul evliya" olarak aklıma geliyor. Bunları niye mi söylüyorum? Çünkü bilim insanı rolü yapan artist ile gerçek bilim insanı aynı değildir. Kurgusal bir bilim insanı hikayesinde anlatılanlarla gerçek bir bilim insanının hisleri ve düşünceleri arasında fark vardır. 

Bu bağlamda üç adet filmi kıyaslamak istiyorum: Good Will Hunting (Can Dostum), Gifted (Deha) ve A Beautiful Mind (Akıl Oyunları). Bunlardan ilk ikisi, kurgusal zemine oturuyor. Sonuncusu ise, her ne kadar kurgusal bileşenler içerse de, John Nash isimli Nobel ödüllü bilim insanının hayatından kesitleri konu alıyor. Yani gerçek bir hikaye, gerçek bir insan, gerçek bir psikoloji.

Bu filmlerden kurgusal olanlara baktığınızda şunları görüyorsunuz: bilim insanı veya o ayarda olan kişiler, insan ilişkilerini artırma veya bir hayat arkadaşı bulma uğruna bilimden ve düşünceden vazgeçiyorlar, yaptıkları çalışmaları saklıyorlar veya çöpe atıyorlar. Bilim insanı olup bilim yapmaya devam edenler ise, bu filmlere göre, meşhur olmak ve böylece insanların ilgi odağı olmak için yapıyorlar. Halbuki gerçekte iş böyle değildir.

Bir bilim insanı, yapacak başka işi olmadığından bilim yapar :) Şaka şaka. Bir bilim insanı, içinden gelen sorgulama, irdeleme, analiz etme, modelleme dürtüsünden rahat bulamaz ki! Bir üniversite bünyesinde çalışıyor olmasa bile kendi elindeki imkanlarla bir şeyler yapar. Hiç olmazsa, başkalarının rutin ve sıradan yaptığı şeylere farklı bir renk katarak yapar. Bunu bir tür, egonun pozitif dışavurumu olarak alabilirsiniz. Nitekim Akıl Oyunları filminde de, yani gerçek hayat hikayesinden esinlenerek yapılan filmde, bu söylediklerimin izdüşümlerini görebilirsiniz.



Resim: Nathan Dumlao


Yorumlar