Çarpıcı Gerçekler


Daha önce yaptığım bir çalışmada (video1, video2), atasözlerimizden ve halk arasındaki kültürden yola çıkarak milli bilinçaltımızla ilgili tespitler yapılabileceğini iddia etmiştim. Geçen gün iki öğrenci konuşurken işittiğim bir söz, şu ana kadar düşünegeldiğim şeyleri tam bir çerçeveye oturttu. Dahası, soru işareti olan durumları da netliğe kavuşturdu. O öğrencilerin ağzından ne mi duydum: Ekmek, Kuran çarpsın ki!

Olay şu ki, millet olarak bizim için bir şeyin gerçekliğinin ölçüsü, onun çarpma potansiyeliyle orantılı. Örnek? Anneniz size "gel buraya yoksa gebertirim seni" diyor, ama bunu hiç yapmıyor. Dolayısıyla annenizin sözlerinin gerçekliği yok. Babanız eğer döven, söven biriyse, onun sözlerinin gerçekliği en üst seviyede. Ateşin yakıcılığı ne kadar gerçekse, babanızın çarpması da o kadar gerçek. Ama babanız sövmek dövmek yerine, nasihat eden bir insansa, o da aynı muameleye tâbi; yani gerçek değil. Ondan dolayı "ileride keşke babamı dinleseydim diyeceksin ama çok geç olacak" sözleri dökülür böyle bir babanın ağzından. Gerçekten çarpıcı, sözlük anlamında çarpıcı, bir duruma düçâr olunca, bu çocuğun aklı başına gelir. Örneğin ekmek kazanamaz hale gelir ve ekmek tarafından çarpılmış olur... Düşünüyorum da belki de Türklerin gittiği özel bir cennet varsa, dayak oradan çıkmıştır!?!?!?

Cennet demişken, Kuran'dan ve Allah'tan bahsetmemek olmaz. İnsanlar lafa gelince doğruluktan, dinden, merhametten vs. bahseder ama uygulamaya gelince "hayatın gerçekleri, piyasa şartları, sistem" gibi daha çarpıcı faktörler karşısında ortada ne Kuran kalır ne de Allah. Belki de uzun zamandır çarpmadıkları içindir... 



Resim: Marc Sendra Martorell


Yorumlar

  1. Zihnine,ellerine sağlık kıymetli hocam.

    YanıtlaSil
  2. The Bedouin Arabs always had a couple of interesting saying like "Truth is with sword, and the weak asks for witnesses" and "Halal is what is earned (made halal) by hand (power)". it's been an interesting observation for me to see the aftermath of such sayings in the current residence of the middle east area. after all, most, if not all, of them have a Bedouin/Nomadic ancestors. with almost parallel customs and values. These traits are inherited one way and another through generations and we see different versions of them at different segments of the timeline of human history. And with an unyielding hopelessness in me gives me almost no chance of a hope to change the existing. to do it, a massive eradication is needed. and I'm in a moral turmoil over this point.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. It is indeed a complicated and suffocating issue. If there is one glimpse of hope, or rather than a hope, a cause worth working for and staying alive for, it is the new generations. The innocent ones. They deserve being given fair chance in life to breath humanity and civilization. Inspired by 4/94, paying forward for the blessing Allah has bestowed on us, without which we could also be among those we feel appalled by now.

      Sil

Yorum Gönder