Gelişler Gidişler

Bir olay, her bin yılda bir defa gerçekleşse, onun hatıralarda iz bırakması, hele kültürde kalıcı etkilerinin görülmesi mümkün değildir. Bireylerin gündelik hayatlarında ise o olayın esamisi okunmaz.

Aynı olay her yüzyılda bir defa olsa, hatıralarda iz bırakabilir, depremler gibi. Ama kültürü ve gündelik hayatları etkilemesi yine zordur.

Fakat bir olay her on yılda bir olursa, veya daha da sıklaşmaya başlarsa, artık o sadece hatıralarda iz bırakmaz. Kültür ona göre şekillenir, insanlar hayatlarını planlarken, gündelik işlerini yaparken, o olaya göre tavır alırlar. Eğer faydalı bir durum söz konusuysa, o faydalar devşirilmek için, zararlı bir durum söz konusuysa, o zararlardan sakınmak için adımlar atılır.

Eğer genel halkın ötesinde, düşünen insanlardan ve bilim insanlarından bahsediyorsak, durum daha da ciddidir. Bu tarz insanların en iyi yaptığı şey, noktaları birleştirerek ortaya çıkan şekillere anlam yüklemek ve geleceğe dair tahminler yapmaktır. Şimdi, farklı problemlerin acılarının yaşandığı günümüzde, az da olsa konuşulan bir konu da "nasıl tekrar ayağa kalkılacağıdır". Ve bu konu otomatik olarak, milletimizin kronik sorunu olan eğitimi gündeme getirmektedir. Fakat eğitimin ön şartı, eğitimi verecek bilgi ve terbiyeye sahip eğiticilerdir. Bu eğiticiler, özellikle son yıllarda giderek artan sayılarda ülkeyi terk ederken, ülkenin problemleri nasıl çözülür?

Tersine beyin göçü gibi bir takım projelerden de bahsetmeyin, çünkü özellikle son 40 yıl içerisinde bu her ne zaman denense, yurt dışından ülkeye gelen bilim insanları pişman edildi ve bunların ciddi bir kısmı geri döndü. Şimdi ise durum daha da vahim. Bilimsel ve etik duruşunu korumak isteyenlerin başına nelerin geldiğini bizzat kendi gözleriyle gördükten ve can havliyle daha hür ülkelere göç ettikten sonra, bu yetişmiş elemanlar hiç geri dönerler mi? 

Geri döndüğünde kesimhaneye gönderileceğini bilen inekler, "memleket sevdasıyla" çiftliğe dönerler mi?


Diğer günlükleri okumak için tıklayın


Resim: Robert Seidel

 

Yorumlar

  1. insan hür olunca, "Memleket sevdası" gibi kavramlar onu etkilemez. Hak ve hüriyetlerini koruyan "toprak" yada "devlet" yada "toplumlar onun memleketi olur. Ama bunları ancak gerçek özgürlüğün tadını alanlar bilir. Şekerin tadını alıp bal sananlar deil.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder