Balıklar, içinde yüzdükleri sudan gafildir derler ya, bilim insanlarının bazılarının da böyle bir kusurla malûl olduklarını düşünüyorum. Daha net konuşmak gerekirse, düşünce ve ifade hürriyetinin dolu dolu yaşandığı yerlerdeki bilim insanları ile bu hürriyetlerin az olduğu ve düşünen, sorgulayan insanların hayvan muamelesi gördüğü yerlerdeki bilim insanlarını kıyaslıyorum ve gördüğüm sonuç beni bir insan olarak çıldırtıyor.
Akademik hürriyet içinde ve maddi kaygılardan uzak yaşayan bilim insanları, şuur ve hür irade denen şeylerin, aslında beyindeki bir algı yanılsaması olduğunu ve böyle şeylerin gerçekte olmadığını iddia ediyorlar; üstelik bunu bilim adına yapıyorlar! Pek çok hürriyetten yoksun bir şekilde yaşayan, yer yer hayvan muamelesi gören ve geçim derdi ile de uğraşmak zorunda kalan düşünür ve bilim insanları ise, insanı insan yapan şeyin, şuur ve irade olduğunu, bunları çıkarınca geriye kalan şeye insan demenin kolay olmadığını vurguluyorlar. Nitekim bu ikincilerin maruz kaldığı muameleler de durumu gayet açık ve acı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Kısaca, hürriyet içinde yaşayanlar, aynen suda yaşayan balıkların sudan gafil olması gibi, hürriyet ve irade yok diyor. Hürriyet içinde olmayanlar ise etraflarındaki şuursuz yığınları şuurlu insanlar olmaya çağırarak hayatlarını tüketiyorlar. Görünen o ki, bilim insanlarını da aynen devlet memurları gibi global bir rotasyona tâbi tutmak lazım ki dünyanın farklı yerlerindeki koşulları görüp içinde yüzdükleri nimetlerin farkına varsınlar. Zaten sürekli diyorum, öğrencinin soranı, hocanın dolaşanı makbuldür diye.
Resim: Markus Spiske

Yorumlar
Yorum Gönder