Benden 10 yıl kadar önce ABD'deki doktora çalışmalarını tamamlayıp bir üniversitede akademisyenliğe başlamış olan bir dostumla konuşuyorduk. Derken, öğrencilerin sormaktan bıkmadığı ama bizim duymaktan bıktığımız o klasik soruya geldi konu: "hocam niye döndünüz?"
Elif Şafak'ın "Bastard of Istanbul - Baba ve Piç" kitabında, ABD'den gelen THY uçağında 10 küsur saatlik uçuş sırasındaki havayı ve hissiyatı anlatan kısım aklıma geldi ve arkadaşıma onu anlattım. Sonra, senede bir defa veya bir kaç senede bir defa aile ziyaretine gelirken yaşananlar ve hissedilenler canlandı hafızalarımızda. Zannedilen gibi ev hasreti, ülke özlemi vs. değil. Hür yaşayabildiğin ve alnına yapıştırılan bir etiketle sürekli işkenceye maruz bırakılmadığın bir ortamda yaşıyor olmanın huzurunu kalbinizde hissederken, sadece geçici olarak bu huzurdan mahrum kalacağınız yere kısa süreyle gidiyor olmanın tatlı-sıkıcı heyecanı... İşte ikimizin de içini cız ettiren şey...
Arkadaşım bana "aidiyetle gelen esaret, gurbetle gelen hürriyet" lafını hiç duydun mu diye sordu. Daha önceden duymamıştım bu sözü ama, o kalplerin cız ettiği hengamede duyunca dona kaldım desem yeri...
Resim: Jairph

I felt like I was the 3rd unseen companion on this journey. and I think after 6 years, I need to read the bastard of Istanbul again.
YanıtlaSilReaping the benefits of not belonging...
SilI am reading that book for the second time, and I am amazed that it contains so many things that are still valid today. Even Trump :D