Adam Olmak ve Oldurmak

Bir fıkra anlatılır, adam olmakla alakalı. İşte, adamın birinin bir oğlu varmış. Ona dermiş ki "senden adam olmaz". Bu oğul yıllarca çok çalışmış ve en nihayetinde kaymakam olmuş. Sonra adamlarını gönderip babasını çağırmış makamına. "Baba bak! Benden adam olmaz diyordun ama kaymakam oldum" der. Adam da cevap verir "Ben senden kaymakam olmaz demedim, adam olmaz dedim. Eğer adam olsaydın, babanı ayağına getirmez, sen onun ayağına giderdin". 

Çocukluğumuzdan beri duyageldiğimiz bu nükte karşısında, "heee, adam olmak okuyarak olmuyomuş; terbiyeli, edepli olmak başka bişiimiş" derdik. Ama şimdi olgun ve sorgulayan bir insan olarak aynı nükteyi düşündüğümde, aklıma başka bir husus takılıyor. Yani, bu çocuğu yetiştirenler arasında en önde gelen kişilerden biri, o baba. İleride adam olup olmamasıyla ilgili temeller atılırken, çocuk o babanın yanındaydı. Ergenlik dönemi ve sonrasında yakın sosyal çevre de mutlaka etkili, ama eğer temel sağlamsa, büyüdüğünde en azından tamamen saçmalamaması beklenir.

Peki, o baba niye sürekli oğluna "senden adam olmaz" demiş ki?!?!? Günümüzdeki psikolojik bulgular açısından bakarsak, bir oğlan çocuğuna vurulacak en büyük darbelerden biri, babası tarafından aşağılayıcı ve küçük düşürücü sözlere maruz kalmasıdır. Yani, sürekli "senden adam olmaz" diyerek bizzat o baba, oğlunun adam olmamasının nedeni olmuş olabilir. Bu durumda da başına gelenleri hak etmiştir denebilir.

Daha geniş perspektifte de, her bir çocuk, bu milletin çocuğu. Ve o çocuklar büyüdüklerinde "adam" olmayıp "ana-baba" rolündeki halkı kendine hizmetçi ediyorsa, burada suçu tek kişiye çıkartmak ne kadar mantıklıdır, ne kadar adildir?


Diğer günlükleri okumak için tıklayın

Resim: Benjamin Rascoe


Yorumlar