Cennetle alakalı tasvirler arasındaki "altından ırmaklar akan cennetler" ifadesi herkesin dikkatini çekmiştir heralde. Irmakların, göllerin, denizlerin cennetin içinde olması anlaşılır ama altından ırmaklar akması ne demektir, ben bunu yakın zamana kadar anlayamamıştım. Geçen gün otobüste giderken aklıma dank etti.
Mevzuyu çözümlemek için bir ön bilgi bir de örnek vermem lazım. Önce örnekle başlayalım. Eski devirlerde, insanların suyu sadece kuyudan veya akarsulardan aldıkları bir zamanda olsak, evin içinden su akması ifadesi garip gelebilirdi. Ama bugün evlerimizin içinden sular akıyor ve gayet de güzel. Mesele şu ki, evimizin içinden akan sular, bizim isteğimiz ve kontrolümüzde akıyor. Sıcaklığını ve miktarını biz ayarlıyoruz.
Bu örnekten sonra vereceğim ön bilgi de, Kuran'da başka bir bağlamda geçen benzer bir kullanım. Firavun, kendi halkına seslenirken diyor ki:
"Firavun, kendi kavmi içinde seslendi: 'Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi?'" (Zuhruf Suresi, 51. Ayet)
Yani, Firavun o ırmakların kendi altından aktığını ifade ediyor ve Arapça metinde de tam olarak o kelime geçiyor. Önceki verdiğim örnek ve bu ifadeyi beraber düşünürseniz, "altında" kelimesinden kastedilenin, "o kişinin iradesine bağlı olmak, onun kontrolünde olmak" olduğunu görürsünüz. Benzer bir kullanım Türkçe'de de, "bir idarecinin altında çalışanlar" şeklindedir.
Şimdi bunların hepsini birleştirince, altından ırmaklar akan cennetler şöyle olabilir. Piknik yapmak için güzel bir yere gidiyorsunuz, yere kilim serip sepetten yiyecekleri çıkarırken, bir de manzara olması için bir kaç metre ötenize bir de göl açıyorsunuz. Gün içinde o gölde yüzüyor, balık tutuyor, taş sektiriyorsunuz. Bir kayıkla açılıp etraftaki dağlardan yankı yapan sesinizle oyun oynuyorsunuz. Sonra piknik bitince her şeyle birlikte gölü de kaldırıyorsunuz ve gidiyorsunuz.
Diğer günlükleri okumak için tıklayın
Resim: Pietro De Grandi

:) orijinal metin her zaman daha aydınlatıcı olmuştur
YanıtlaSil