Çürük Zeytinler

 

Lise yıllarıma damgasını vuran öğretmenlerden biri kesinlikle kimya öğretmenimiz Ahmet Bey'di. Geldiği ilk derste "şeylerin yerinde olması" konulu bir konuşma yaparak dikkatleri üstüne çekmiş ve farklı bir öğretmen olduğunu belli etmişti. Parmaklarını enteresan bir şekilde kaldırıp "gençler" diye başlayan hitabeleri, her ne kadar nitelikli hayat derslerini içerse de aklı on karış havada olan biz liseli gençler için ders kaynatma vesileleriydi. Sırf onun bu şekilde bize nasihat etmesini sağlamak için teneffüste o gelmeden önce tahtaya bir takım ideolojik veya politik anlamlara gelebilecek bir şeyler çizerdik. Sonrası malum... Dersin on, on beş dakikası nanay...

Her ne kadar böyle şamata boyutları olsa da, kimyacı Ahmet Bey'in laboratuvarda yaptığı deneyler benim için çok heyecan verici olmuştur. Galiba magnezyumlu bir reaksiyon yapıp mor renkli bir sıvı elde etmiş, sonra da onu peçetenin üstüne sürmüştü ve biraz sonra peçete alev almıştı. Bir başka sefer reaksiyon hızı konusuna örnek teşkil edecek bir şeyleri karıştırmıştı ve saniyeler boyunca beher içinde durup duran saydam karışım bir anda kırmızıya dönüşüvermişti. Bugünden geriye dönüp baktığımda, bana bu "vav" dedirten olayların, beni evrenin görünenin ötesindeki boyutlarını kurcalamaya motive etmiş olduğunu görüyorum.

Ama beni acı acı gülümseten ne biliyor musunuz? Hocamız bir defasında bir rahatsızlık geçirmişti ve şifa için zeytin ezip ilgili yere bağlamıştı. Ama geçen zaman içerisinde beklediği iyileşmeyi göremeyince ona "hocam zeytinler çürük mü çıktı" demiştim...


Diğer günlükleri okumak için tıklayın

Resim: Alex Kondratiev

Yorumlar