Sütçü İmam


Bir imam sütçülük yapar mı, hiç? Vazifesi imamlık değil mi? Çok mu paragöz ki bir de sütçülük yapıyor? Yoksa yata yata para kazandığından, kendine bir meşgale olsun diye mi sütçülük yapıyor? Bu ve benzeri sorular, günümüz dünyasında doğup büyümüş ve ama etrafını kaplayan sis bulutlarından dolayı kritik analiz yapmaktan ve büyük resmi görmekten aciz olan bir zihnin üretebilececği sorular. O yüzden bir entelektüel asansöre binip yükselmek lazım. Olayları doğru bir perspektifte okumak lazım.

Kendi yaşadığı devir itibariyle Sütçü İmam, bizzat halkın takdir ve talebiyle imamlık makamına gelen birisi, çünkü o devirde imamlık bu şekilde oluyor. Yani, diploma alıp bir yere tayin edilme söz konusu değil. Sütçü İmam gibi diğer imamların gelirleri de ya yerel vakıflar eliyle sağlanıyor ya da kendi emekleriyle geçimlerini sağlıyorlar. Yine merkeziyetçilikten uzak, bağımsız bir uygulama yani. Durum böyle olunca da imamlar, vaazlarda ve hutbelerde ne söyleyeceklerine dair kimseden emir almıyorlar. 

İşte böyle bir bağımsızlık, düşünce ve ifade hürriyetinin yaşanmasının bir ön şartı. Nitekim Batı toplumlarında üniversite hocalarına verilen kadro da, tam olarak böyle bir bağımsızlığı sağlamaya matuf olarak tesis edilmiştir. Yani bir şeyler bilen, düşünen insanlar, maddi kaygılarla sözlerini eğip bükmesinler diye onların temel ihtiyaçları merkeziyetçi uygulamaların elinden kurtarılmıştır. Ve bütün bunlar da bize bir ders veriyor. Ne mi o ders?

Okuyan, düşünen, vizyon üreten, strateji planlayan insanların ekonomik bağımsızlığı ya kendilerinin girişimiyle alternatif yollardan sağlanmalı - yani bu tip insanlar birden fazla iş yaparak bağımsızlıklarını garantiye almalılar ya da onların bağımsızlığı yine merkeziyetçilikten ve toplumdaki güç odaklarından uzak, özel kuruluşlar tarafından garantiye alınmalı.

Öte yandan, görüş önderi olması beklenen bu insanlar özel girişim tarafından seçilirse, herhangi kişilerin değil de işinin ehli olanların seçilmesi daha olasıdır. Ama tabi ki bozmak isterseniz, her şey gibi bu sistemi de bozabilirsiniz. Ve bozarsanız, düşmana kurşun sıkan Sütçü İmam yerine, tetikçilik yapan bir imamınız olur.


* 31 Ekim 1919, Sütçü İmam'ın Fransız askerlerine kurşun sıkması hadisesi vesilesiyle kaleme alınmıştır. Allah ona ve diğer gazilere, şehitlere rahmet eylesin.




Yorumlar

  1. Babaannem ve anneannemin babaları da (ikisi kardeş) aslında bir çiftçi olmakla beraber, yıllarca köyün camisinde gönüllü olarak namazları kıldırmış. Dirmilli Omar... nur içinde yatsın.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder