Hayatımda aldığım en orijinal ve aynı zamanda benim için çok değerli olan hediye, en beklemediğim kişiden en beklemediğim bir zamanda geldi. Meseleyi anlamak için filmi 30 yıl kadar geriye sarmamız gerekiyor.
Her ne kadar şimdilerde İngilizce konusunda kapsamlı ve nitelikli tecrübeye sahip biri olsam da, anadolu lisesinde orta sonu okurken, yani tam da ergenliğin zirvelerinde pervaz ederken, pek de kâle almazdım İngilizce'yi. Niye? Fen liseleri sınavında çıkmayacağı için... Onun yerine, İngilizce derslerinde bile matematik ve fen soruları çözerdim.
Benim gibi bir öğrenci, her öğretmene nasip olmaz, tabi :) gülü seven, dikenine katlanıyor. O sıralarda henüz çiçeği burnunda, mesleğe yeni başlamış olan bir İngilizce öğretmenim, beni derste soru çözerken yakalamıştı ve "ama kazanamazsan, sana sorarım" diye tatlı tatlı kızmıştı. Ve o zaman onunla oturaklı bir iddialaşma yapmıştık ve öğretmenim bana özel bir hediye sözü vermişti.
Aradan aylar geçti ve ben fen liseleri sınavında hatırı sayılır bir başarı elde ettim. Ertesi sene eski okulumu ziyarete gittiğimde, İngilizce öğretmenimi de gördüm, bana verdiği hediye sözünü unutmamıştı. Ama tabi, insanlar mekan değiştiriyor, vs. vs. vs.
Aradan yıllar geçti. Sosyal medya aracılığıyla o öğretmenimi tekrar buldum. Bir kaç defa görüştük de. Sonra hiç ummadığım bir gün, bana mesaj attı. Mesajın içeriği, tam da benim Kişiye Özel Hediye yazısında anlattığım tarzda bir şeydi: benim hakkımda bir yazı. Öğretmenim, benimle ilgili anılarını kitap bölümü olarak bir yazıya konu etmişti. Daha sonra da o kitabı basılmış haliyle bana iletti. Hayatımda aldığım, türünün ilk ve tek örneği olan bu hediyeyi bana veren öğretmenime saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder