Biri size "Allah cezanı versin" dese, pek hoş şeyler uyanmaz içinizde heralde. Ne var ki, ceza kelimesi Arapça orijinalinde karşılık anlamına gelir ve nötr bir kelimedir. Yani hem ödül verme anlamında hem de Türkçe'deki cezalandırma anlamında kullanılabilir. Dolayısıyla da, cennete giden insanlar, aslında "ceza olarak" cennete gidiyorlar.
Bunu niye söylüyorum? Çünkü dini anlamak ve hayatlarına uygulamak isteyen insanlar, bilgisine güvendikleri veya en azından bu konularda görünür olan kişilerin sözlerini dinliyorlar. Ama bu kişilerin bilgileri taklit seviyesinde kaldıysa ve hikmet seviyesine çıkmadıysa, Allah'ın Kuran'da Arapça dilinde söyledikleri ile o kişilerin insanlara aktardıkları arasında farklar ortaya çıkıyor. Bu, Arapça'nın anlaşılmaz olmasıyla falan alakalı değil; aksine, insanların kritik düşünce perspektifiyle Kuran'ı anlamaya çalışmamalarından oluyor.
Bir başka örnek, emir kelimesi. Bir komutanın veya yöneticinin, mutlaka itaat edilmesi ve yerine getirilmesi gereken sözüdür emir. Hangi dilde? Türkçe'de. Ya Arapça'da? Hâl, iş, gidişat gibi anlamlarına ek olarak Türkçe'deki emir anlamı da vardır. Ama Kuran'da geçtiği yerleri incelerseniz, Türkçe'deki emir haricindeki anlamlarda kullanıldığını görürsünüz. Bu şu sonuca götürüyor. Türk kafasıyla Kuran meali okuduğunuz zaman, Allah'ın ne çok "emri" olduğunu görürsünüz, halbuki O, çok farklı şeylerden bahsediyordur.
Peki biz niye böyleyiz? "Keşke biri bize emir verse" diye yol gözlediğimiz için mi? Bu, üstünde düşünülmesi gereken bir soru.
Diğer günlükleri okumak için tıklayın
Resim: Johny Goerend

Yorumlar
Yorum Gönder