Hocazede


Eskileri dinlediğinizde, icabında kendilerine dayak atan hocaları bile saygıyla andıklarını duyabilirsiniz. Şimdi ise yeni nesiller, hocaların hayaletleşmesinden muzdarip. Nereye baksanız, ortalık hocazededen geçilmiyor.

Eskiden, kendi kişisel idealleri olduğu gibi ülke ve millet için de idealleri olan hocalar vardı. Tek dertleri maaşlarını kazanıp kredi kartlarının taksitlerini ödemek değildi. Konularına hakimlerdi. Şimdilerde ise, hocaların ne kendileri için ne de milletleri için idealleri var. Bütün mesele iyi bir kazanç elde etmeye ve yüksek itibar görmeye indirgenmiş gibi. Üniversitelerde yapılan dersler powerpoint slayt gösterisine dönüşüyor. Hatta, eğitimin en üst noktası diyeceğiniz doktora eğitimi bile, bilim insanı yetiştirme nosyonundan uzaklaşmış, diploma dağıtma şekilciliğine teslim olmuş gibi.  

Bu boşvermişlik içerisinde yetiştirilen öğrenciler de, kendilerine değer verilmediğini anlıyorlar. Aldıkları eğitim görüntüsündeki şeyin aslında kendilerini hayata ve iş dünyasına hazırlamadığını farkediyorlar. Ve eğiticilerle öğrenciler arasındaki uçurum gittikçe açılıyor. Bu durumu daha da kötüleştiren ve yeni nesillere ait olan başka faktörler de var, tabi. Ama, sanki soru sorup nitelikli ders almak isteseler, bu gençleri dikkate alacak ve onlara tatminkar bir eğitim sunacak hocalar var mı? Elbette istisna hocalar vardır ( mesela ben :D ), ama görmek isteyenler için genel gidişat ayan beyan ortada.

Bir insanın biyolojik anne-babası vefat etse veya kendisini terketse, o kişi yetim olarak büyümüş olur. Benzer şekilde, yeterli sorumluluk duygusuna ve yetkinliğe sahip olmayan hocaların elinde yetişen nesiller de akademik yetimlere dönüşmekteler. Ve büyüdükçe de kurda kuşa yem olmaktalar...

Yorumlar