I Want You Fiona

No, not really! Hayatımda en az ilgi duyduğum kadın kimdir diye sorulsa, ilk üçe gireceklerden biri kesinlikle Fiona. Kim mi Fiona?

Tanıştırayım. Kendisi, İngilizce öğrenmeye başladığımız yıl, yani anadolu lisesi hazırlık sınıfındayken, okuduğumuz Streamline kitabının karakterlerinden biriydi. James Milton adında zengin bir zübbeyle ilişkisi vardı ve kendisine yalvarırcasına aşkını ilan eden zavallı James'i süründürüyordu. Ama benim Fiona'ya tilt olmamın nedeni bu değildi. Neticede Fiona'ya aşık olan ben değildim. Sorun, öğretmenimizin bu sahnede geçen konuşmaları tiyatro gibi canlandırmamızı istemesiydi.

O çocuk halimizle, öğretmenim beni ve bir kız arkadaşı tahtaya kaldırdı. Ve satır satır o karşılıklı konuşmayı yaptırdı. Arkadaşımın yanına oturup gözünün içine bakmam, sonra elini elime almam ve öpmem, sonra da delice aşkımı (!) ilan etmem gerekti. Yapmayı istemediğim bir şeyi yapmak zorunda bırakılmanın trajedisi bir tarafa, bir de Türk geleneğindeki el öpme tarzına alışkanlığımızdan dolayı gülünç duruma da düştük. Kızın elini öpünce alnına götürür müsün, hiç? Şimdi düşünüyorumda, bize bu yapılanlar düpedüz zorbalıkmış. Hem de dil öğretimi görüntüsünde...

Kısacası, hem iç dünyamda hem dış dünyamda depremler geçirmeme neden oldu Fiona. İşte ondan sevmiyorum onu. Ve tabi ki Fiona'yı hayatıma bu şekilde kazıyan kişiyi... 


Diğer günlükleri okumak için tıklayın 

Resim: Paul Bulai

Yorumlar

  1. I thought you were talking about Princess Fiona of Shrek, at first. I find it blasphemous not to like her or her husband.
    I'm hopping on your Fiona's hate train :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder