Küçükken sorduğum bir sorunun cevabını aşağı yukarı otuz yıl sonra aldım. Alınca da, hem sevindim hem de o küçük yaşıma rağmen aslında ne kadar mantıklı ve bilimsel bir soru sormuşum diye düşündüm.
Olayların gelişimi şöyle. Henüz dört-beş yaşlarındayım. Yaşadığımız mahalleden araca binip şehir merkezine doğru giderken, yokuş aşağı inilen yerlerde büyük kayalıklar görürdüm. Kaya denen şeylerin ise sadece denizlerde olduğunu düşündüğüm için, denizden yüzlerce kilometre uzakta bu kayaların varlığına anlam veremiyordum. Şu an tam hatırlamıyorum ama galiba bu durumu sorduğum büyükler bana, "eskiden buralar denizmiş" gibi bir cevap vermiş olabilirler. O zamanlarda bunun ne anlama geldiğini tam kavrayamasam da, zihnimde deniz ve kaya ikilisi arasındaki ilişki daha da kuvvetlenmişti.
Fakat daha sonra aklıma şu soru gelmişti. Bulunduğumuz şehir itibariyle denizden yüksekteydik. Acaba, denizin bulunduğu seviyeye kadar yerin dibine kazsak, orada su bulur muyuz? Bunu sormamın nedeni, suyun toprağın altına nufüz ederek bütün karaların altına girebileceğini düşünmemdi. Bu soruya o zaman net bir cevap alabildim mi, tam hatırlamıyorum. Ama sorunun oturaklı bir cevabını almam için, otuz yıl kadar beklemem, bu sürede ilk, orta ve lise eğitimimi tamamlayıp üniversiteye gitmem, sonra yurtdışına lisansüstü eğitime gitmem ve daha sonra da doktoramı bitirince inşaat ve çevre mühendisliği alanında bir projeye dahil olmam gerekti.
Sonuçta ne öğrendim? Evet, deniz toprağın altına nüfuz ediyor ve zaten deniz kenarındaki kumsallarda kuyu kazdığınızda su çıkmasının nedeni tam da bu. Fakat denizin gücü, yüzlerce kilometre içeriye nüfuz etmeye yeterli değil. O yüzden bulunduğunuz yerin rakımı kaçsa, o kadar metre yeraltına kazdığınızda deniz suyu çıkmayabilir. Ama, kara parçalarının iç noktalarında da yeraltı su kaynakları bulunduğu için, onlara ulaşmanız mümkündür.
Dediğim gibi otuz yıl sonra da olsa bu cevaba ulaşmak beni çok sevindirdi. Fakat, olay burada bitmiyor. Geldiğim nokta itibariyle dış dünyayla ilgili bilgimi artırmış olduğum gibi insanın iç dünyası ve psikolojisiyle ilgili de bir birikimim oluşmuştu. Kayalar ve denizler arasındaki ilişkiden doğan hikayeyi insan psikolojisine yansıttım. Ne mi buldum? Gelecek sefer de onu konuşuruz.
Diğer günlükleri okumak için tıklayın
Resim: Evgeny Matveev

eskiden buralar denizmiş, küçükken en çok duyduğum açıklama, sanıyorum şimdi de ben çocuklarıma aynı açıklamayı yapıyorum :)
YanıtlaSilO eskilerin ne kadar eski olduğunu da söyleseler...
Sil👏👏
YanıtlaSil