Yıllar önce vizyona girmiş olan animasyon Arı Filmi'nde gayet komikçe hikayeleştirilen iki olay vardı. Bu iki olay, her ne kadar arılar özelinde sinemaya taşınmış olsa da, evlerimizin vazgeçilmez misafiri sinekler için de geçerli. Dahası, bu aynı iki olay, bizler için de önemli dersler içeriyor.
Filmdeki birinci olay şu. Açık bir pencereden evin içine girmiş olan arı, daha sonra pencere kapatılınca, dışarı çıkmak için tekrar tekrar uçuyor ve her seferinde cama çarpıyor. Kafasındaki kodlamaya göre güneşin olduğu yer doğru yer olduğu için ve cam denen şeyden de haberi olmadığı için, "doğru olan şeyi yapmasına rağmen başına gelenlere" anlam veremiyor.
İkinci olay ise, içeride kaldığını kabullendikten sonra mutfağın tavanına asılı ampülü görüp "işte güneş" dercesine ona uçması. Tam kendi kendine "güneşin üstünde büyük bir 100 yazılı olduğunu bilmiyordum" derken güneşe de tosluyor.
Bu iki durum, evimize giren sineklerde de geçerli. Onlar uçup uçup cama veya ampüle toslamıyorlar ama camın üstüne konup, kendilerini dış dünyadan ayıran o görünmez engeli aşmaya çalışıyorlar. Güneş zannettikleri ampüllerin etrafında uçarak en nihayetinde kuruyup ölüyorlar. İşin trajikomik tarafı ise, o sineğe yardım etmek istediğinizde de, saplantı yaptığı yanlıştan geri adım atmamakta ısrar ediyor.
Mesela, yukarıdaki resimde görülen sineği düşünün. Orada bekleşip duruyor, dışarı çıkmak, güneşe kavuşmak için. Sonra siz pencereyi açıyorsunuz ki, özgürlüğüne kavuşsun. Ama bunun için, önce o sineğin cama sırtını dönmesi ve biraz içeri doğru uçması, sonra pencerenin etrafından dolanıp dışarı çıkması lazım. Sineğin kafasında ise, güneş önünde ayan beyan dururken ona sırtını dönmek, kendi elinle kendini ipini çekmek demek. O yüzden, pencere camından gıdım ayrılmıyor. Ve anlamlandıramadığı esaretten, kendince doğru şeyleri de yapıyor olmasına rağmen kurtulamıyor.
Ama biz insanız. Bakın işte böyle düşünebiliyor, değerlendirebiliyoruz. Hep doğru zannettiklerimizi yapmaya devam ettiğimiz halde sonuçlarda hiç değişim yoksa, acaba doğruları algılamamızda sorun olabilir mi? Yani sorun dışarıda değil de tam da bizde olabilir mi? Eğer sorun bizdeyse ve biz bunu görmemekte ısrar ediyorsak, pencere camından ayrılmamakta ısrar eden ve içeriye hapsolan sinekten farkımız kalır mı?

Yorumlar
Yorum Gönder