Öğrenilmiş çaresizlik konusunun işlendiği her yerde, bu zavallı köpekbalığına yapılan psikolojik işkence, sanki bir maharetmiş gibi anlatılır. Bilmeyenler için bir defa da ben anlatayım.
Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, büyük bir akvaryumda bir köpekbalığı yaşarmış. Sonra insanlar bu köpek balığının bulunduğu akvaryumun ortasına bir cam engel çekmişler ve camın öte tarafına da bir balık koymuşlar. Zavallı köpekbalığı ne bilsin cam mam... Karnı acıkmış ve o balığı yemek için hızla yola koyulmuş. Dıı dıt... Dıı dıt... Dıı dıt dıı dıt dıı dıt GÜMMM... Gariban köpekbalığı kafasını cama çarpmış. Canı da çok acımış. Ama karın açlığı başka şeye benzemezmiş. O yüzden yine denemiş, ama olmamış, sonra yine, yine, yine... Ne yaparsa yapsın, o balığa bir türlü ulaşamayan köpekbalığı, kendisine müdahale eden dış güçler olduğunu anlamış ve her balığın etinin yenmeyeceğini öğrenmiş. Bir daha da o tarafa gitmeyi hiç denememiş. Hatta, bu durumu o kadar benimsemiş ki, içinde işkence çektiği bu tarafın, aslında herkes tarafından kıskanılan ve herkesin gelmeye çalıştığı bir yer olduğunu düşünmeye başlamış. Açlık içerisinde gün be gün ölüme yaklaşsa da, içinde yaşadığı sularda bulunmanın gururuyla caka satmaya devam etmiş. Aradan günler geçmiş ve köpekbalığı açlıktan ölmesin diye, akvaryumun ortasına koydukları cam engeli kaldırmış insanlar. Ama köpekbalığı diğer tarafa geçmeyi artık aklının kenarından bile geçirmediği için hiç yeltenmemiş bile. Sonra da açlık içerisinde ama gururlu bir şekilde hayata veda edecekmiş ki, insanlar duruma müdahale etmişler ve onu akvaryumdan çıkarmışlar.
Bu olanları değerlendiren bilge kişiler demişler ki, "her kuşun etinin yenmeyeceğini bildiği halde her gördüğünü dedesi zanneden insanlar, çalıntı minarelerin gölgesinde ettikleri dualarla şeyhlerini uçururlar."

👏👏👏👏👏👏👏
YanıtlaSil:D
Sil