Bana Bak


El sıkışmak, iyi başlangıçların ve iyi niyetlerin ifadesi olarak hayatımızda yerini almıştır. İnsanların davranışlarının analizini yapan uzmanlar, el sıkışma tarzınızdan karakter analizinizi veya o anda karşınızdaki kişiyle ilgili niyetlerinizi okuyabilmekte. Ve tabi ki bu uzmanlığın sırlarını bilenler, aslında taşımadıkları iyi niyetleri varmış gibi göstermek için "yalancı el sıkışma manevraları" yapabilmekte. Bu, kasıtlı yapılan rolleri bir tarafa koyalım şimdilik. Benim asıl derdim, el sıkışırken uzaya çıkan gözler.

Bir odada bir kaç kişi oturuyorsunuz. Derken, içeri biri giriyor ve başlıyor herkesle el sıkışmaya. Sırayla ilk kişiye yaklaşırken merhaba diyor, tam onunla el sıkışmaya başlamışken yandaki kişiye bakıyor. Sonra onunla el sıkışırken onun yanındakine bakıyor. Yani kimseyle el sıkışırken onun gözlerine bakmıyor.

Bana göre bunu yapan ruh hali ile, çocuğunun yanında oturup onunla yüzyüze, dizdize oyun oynamak yerine telefonuna bakan kişi arasında çok fark yok. Bedeni orada ama kendi orada değil. Ya da ibadet ederken vücudu bir robot gibi hareketler yapan, ama kendisi Yaratıcısıyla muhatap olmak yerine başka alemlerde dolaşanlar... Örnekler çoğaltılabilir.

Hani hep diyoruz ya, yalnızlaşıyoruz git gide diye; aslında biz kendimizi bile yalnız bırakıyoruz, kendimizin bile yüzüne bakmıyoruz. Kaldı ki başkalarının yüzüne bakacağız...

Yorumlar

Yorum Gönder