Risk konusu açıldığında en başta ekonomik yatırımlar konuşulur. Halbuki hayat her yönüyle riskler üstüne kuruludur. Sabah evden çıkmak, dışarıda yürümek, insanlarla etkileşime girmek, eve dönmek... Bulunduğunuz her mekan, yaptığınız her iş, size bir zarar getirebilir veya hayatınıza mal olabilir. Ama bunların hepsini düşünmeye gücümüz yetmez. Düşünsek de çözüm yok ki... Elimizden gelenin en iyisi, yapmak istediğimiz şeyler için öngörebildiğimiz ve gerçekleşme olasılığı en yüksek olan riskleri bertaraf etmek veya onların muhtemel zararlarını kontrol altında tutmak. Peki, hayatı yaşarken alınan en büyük risk hangisidir?
Riskin büyüklüğü, muhtemel kayıp ve zararlarla ölçülür. Bu açıdan bakınca, öldükten sonra çıkılacak bir sonsuzluk serüveni ihtimali, en büyük riski oluşturuyor. Dolayısıyla Allah'a inanmak ya da inanmamak, bu hayatta alınan en büyük risk oluyor. Hem inanan için hem de inanmayan için. Bu risk boyutunun altını çizen şu iki ayet oldukça manidar:
"Amel defteri sağ tarafından verilen kişi şöyle der: işte alın okuyun kitabımı, ben zaten bir gün hesaba çekileceğimi biliyordum" (Hakka Suresi, 19-20)
"... ve kafir olan 'keşke toprak olsaydım' diyecek" (Nebe Suresi, 40)
Fotoğraf: Elijah Hiett

Yorumlar
Yorum Gönder