Özkan Amca

Küçüklüğümde apartmanımızda oturanlar arasında en çok ilgimi çeken kişi Özkan Amca'ydı. Diğer büyüklere kıyasla ses tonu ve konuşma tarzındaki farklılıklar bir yana, kendisini eve bırakan tank gibi kocaman arabalar, onu tam bir karizma haline getiriyordu gözümde. Herkesin babasının işten döndüğü saatlerde, askeri renkli dev bir araba gelince, onun geldiği anlaşılıyordu. Ama o bir asker değildi. Aksine, o bir mühendisti; Amerikan üssünde çalışan bir mühendis.

Muhatap olduğu kişiler, haliyle, yabancılardı fakat ben o tarih itibariyle İngilizce diye farklı bir dil olduğunu idrak etmekten uzaktım. Bana göre onun herkesten farklı bir şeyler yaptığının göstergesi, onu eve getiren araba ve elinde taşıdığı, vücuduna kıyasla küçük kalan, siyah iş çantası ve bütün bunlara rağmen resmiyet havası estirmeyen giyimiydi. O bizden biriydi ama farklıydı. O farklıydı.

Derken Özkan Amca ABD'ye gitti. O tarihlerde herkesin evinde bir telefon olmadığından, Özkan Amca'nın eşi Nurten Teyze bize gelirdi, telefonla onunla konuşmak için. Önceden anlaşırlardı, hangi saatte arayacağına dair ve Nurten Teyze telefon başında telefonun çalmasını beklerdi, merakla özlemle. O zamanlar, Özkan Amca'nın olduğu yerde saatlerin farklı olduğu, burada gündüzken orada gece olduğu gibi mevzular da yine havsalamın alabildiği şeylerden değildi. 

Kaderin cilvesine bakın ki o zamanlar hayal bile edemediğim o coğrafyalarda yıllarımı geçirdim ve idrak etmekten uzak olduğum İngilizce'yi şimdi anadilim gibi biliyorum. Ve umarım birileri de benim ardımdan iyi şeyler söyler.


Diğer günlükleri okumak için tıklayın

Fotoğraf: Craig Marolf

Yorumlar