Konuştuğunuz dilin sizin genel ruh halinizle ve kafanızın içinde dönenlerle sıkı sıkıya bağlı olduğunu biliyor muydunuz? Ben mesela İngilizce konuşurken farklı bir kişiliğe, Fransızca konuşurken farklı bir kişiliğe ve Türkçe konuşurken farklı bir kişiliğe bürünüyorum. Evet, bu arada Fransızca bildiğimin de reklamını yaptım... Neyse de, farklı dillerin farklı zihinsel kapılar aralaması veya bazı kapıları kapatıyor olması, oldukça enteresan ve bir o kadar da farkında olunması gereken bir gerçektir. Ama benim niyetim bu konuyu detaylandırmak değil.
Yoruldum. Türkçe yazıp düşünmekten yoruldum. Bu dil üzerinden hafızama kazınmış olan ve gün geçtikçe kendi karanlığında beni boğmaya çalışan bir takım tecrübelerden artık uzaklaşmam lazım. Düşünen ve düşündüklerini seslendiren insanların dış dünyada yaşamak zorunda bırakıldıkları yetmezmiş gibi, Türkçe üzerinden kafamda bir şeyler pişirmeye çalıştıkça aynı dertlerin şuuraltı radyasyonlarını da çekmek zorunda kalıyorum. O yüzden, artık bir müddet başka diyarlara tatile gidiyorum. Düşünce ve ifade hürriyetini yaşarken kullandığım dillerin mental dünyasına yelken açıyorum. Au revoir...
Fotoğraf: Marek Studzinski

Her dil farkli bir sistem. Dusuncelerimizin sonucu ve dusuncelerimizi de yonlendiriyor. O acidan, cok farkli diller konusabilmek cok guzel. 3 ayri dil bilmek, sanki 3 ayri matematik sistemi bilmek gibi.
YanıtlaSilBir de extra dil ogrenemeyen veya yatkin olmayanlar var. Bu yetenegin korelmis olmasi da belki konustuklari dilin onlarin beyin devrelerini ve kablolarini nerede ise tsmamen kaymastirmis olmasindan kaynaklaniyor, baska turlu dusunemiyorlar. Bunu derken hard-wired kelimesini Turkce ifade edebilmek icin bayagi bir terledim :) .
*tamamen kaynastirmis
YanıtlaSil