Öncelikle bu meselenin temeli, din-bilim tartışmalarına dayanıyor, o yüzden kısaca oraya değinerek başlayayım. Bir bebeğin doğumunu düşünün. O bebeğin annesinin karnında gelişip dünyaya gelmesi, onu Allah'ın yaratmadığı anlamına mı gelir? Veya evrenin başlangıcını düşünelim. Şu anki bilimsel bulgulara göre evrenin başlangıcında büyük patlama meydana geldi ve bildiğimiz herşey oradan oluştu. Şimdi bilimsel olarak bunları görebiliyor olmamız, onları Allah'ın yapmadığı anlamına mı gelir? En genel ifadesiyle, biz bir şeyi açıklayamıyorsak onu Allah yapıyor da açıklayabilir hale geldiğimizde o şey Allah'ın tasarrufundan çıkıyor mu? Uzun lafın kısası, bilim dediğimiz şey, Allah'ın neyi nasıl yarattığını keşiften ibarettir. Bundan dolayı da zaten ayet diyor ki:
"Kulları içinde Allah'tan ancak alim olanlar hakkıyla korkarlar." (Fatır suresi, 28)
Bu şekilde baktığınız zaman deprem hem bilimsel hem de dini oluyor. Fakat, deprem çerçevesinde meydana gelenler ve ortaya çıkan manzaralar üzerinden Allah'ın vermek istediği mesajlar var mıdır? Bir insanın bu soruyu hiç düşünmemesi veya düşünse de "bilimsel açıklaması var" deyip ders çıkartmaması, Allah'a karşı saygısızlıktır, çünkü öncelikle doğadaki ve evrendeki herşey ve her olay Kuran'da Allah'ın bir ayeti olarak nitelenir (örnek Bakara suresi, 164). Fakat bunun ötesinde, geçmişte helak olan kavimlerin ortak özelliklerinden biri, doğada veya toplumda olan olayları anlamsız ve kendiliğinden saymalarıdır:
"Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, ora halkını peygambere baş kaldırdıklarından ötürü Allah'a yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır. Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik. Nihayet çoğaldılar ve 'atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı' dediler. Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık." (Araf suresi, 94-95)
"Sonunda, yoğun bir bulutun vadilerine doğru geldiğini gördüklerinde, şöyle dediler: 'İşte, bize yağmur getiren bir bulut!' Hayır! Sizin, ivedi olarak gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı bir ceza olan rüzgardır! Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eder. Sabahladıklarında, evlerinden başka her şey görülmez olmuştu. Suçlu topluluğu işte böyle cezalandırırız." (Ahkaf suresi, 24-25)
Diğer bir ifadeyle, zaman makinesine binip mesela Lut kavminin helak olmasına gitseniz, orada göreceğiniz şey şiddetli bir doğa olayından feci şekilde etkilenen bir insan topluluğu olacaktır. Aynen Firavun ve askerlerinin Kızıl Deniz'de boğulmasının da beklenmedik şekilde ve şiddette cereyan eden sıradışı bir gelgit olayıyla açıklanabileceği gibi. Dolayısıyla deprem hadisesinde de Allah'ın verdiği mesajlar mutlaka vardır ve bunların akıl, vicdan ve Kuran rehberliğinde düşünülmesi ve insanların da onlara göre kendilerini düzeltmeleri gerekir.
Son olarak kaydedilmesi gereken bir nokta da şudur. Böyle geniş kapsamlı olaylarda başına birşeyler gelen veya hayatını kaybeden insanlar ille de suçlu veya günahkar, etkilenmeyenler ise kesinlikle masum gibi bir yanılgıya düşülmemelidir.
"Bir de öyle bir fitneden sakınınız ki, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz, umuma yayılır ve hepsini perişan eder." (Enfal suresi, 25)
Yani, gelen beladan etkilenenler ille zulmedenler olacak diye bir şart yok. Farklı hikmetlere binaen geniş kapsamlı gelebilir musibet. Fakat hesap gününde herkes, kendi amellerine göre hesaba çekilir.
Sonuç olarak, mühendislik ve jeoloji bilimlerinin bulgularına göre adım atmak Allah'a karşı duyulan sevgi ve saygının bir ifadesi olduğu kadar başımıza gelen olaylardan ders çıkartmak ve eğer varsa işleyegeldiğimiz zulümlerden, ihmallerden vazgeçmek yine O'na duyulan sevgi ve saygının gereğidir. Bununla beraber eğer aynı tas aynı hamam devam edeceksek unutmayalım ki Allah, bizim ne sevgimize ne de saygımıza muhtaç!
"Allah katında canlıların en kötüsü, aklını kullanmayarak sağırlık ve dilsizlik edenlerdir." (Enfal suresi, 22)
Diğer günlükleri okumak için tıklayın
Fotoğraf: Sarah Crego

Very well covered. Although at the moment, I feel enraged and at times numb. But what I can see is that people are quick to give naïve explanation and not look at it holistically, which ends in mundane and even at times, utter cruelty and madness
YanıtlaSilDusunmeyen ve zulumler karsisinds sistemik olarak hareket etmeyen kendilerini topyekum yenileyip degistirip iyilestiremeyen toplumlarin basina buyuk belalar ve hadiseler geldiginde de durup dusunmemesi ve harekete gecmemesi cok aci verici. Kotu seyler bizim gerekeni duzgun yapmamamiz sonucu basimiza gelir. Ama topyekun kotu seyler oldugunda sadece bir kisi veya grubu etkilemiyor, cevresindeki herkesi etkileyebiliyor. Aynen ayetin dedigi gibi.
YanıtlaSilInsanlar bir butunun (insanlik) parcasidirlar.