"Ne anlatıp duruyon, kardeşim? Anlayan var, anlamayan var!" diyor olabilirsiniz. O yüzden şu ana kadarki önemli noktaları kısaca sıralayayım ki büyük resim belirgin hale gelsin.
Önce dedik ki, akışkanlar mekaniğindeki basınç ile termodinamikteki basınç aynı değil. Sonra, bu ikisi arasındaki farklılığın görünür hale geldiği bir deneyden bahsettim (Şişe tabanı pörtletme deneyi videosu). Sonra, günlük uygulamalarda bu iki basınç arasındaki farkın ihmal edildiğini belirttim. O zaman şunu sorabilirsiniz: "madem iddia ettiğin bu farkın varlığı biliniyor ama ihmal ediliyor, dahası ihmal edilmesine rağmen sonuçta ciddi bir hata olmuyor, o zaman niye bu konuya takıyosun ki? Derdin ne?"
Bu sorunun cevabını anlamanız için bilim insanı ruhu taşımanız gerek. Mesela bir hastalığa iyi gelen bir bitki var, bunu biliyorsunuz, ama niye iyi geldiğini bilmiyorsunuz. Aynı şey. Veya o hastalığa iyi gelen o bitki başka bir hastalığı azdırıyor. Bunu biliyorsunuz ama niyesini bilmiyorsunuz. Araştırır mısınız, yoksa işinizi gören neticelerle yetinip hayatınıza devam mı edersiniz? İşte çoğu insan hayatına devam etme yolunu seçiyor ama azınlık bazıları, kafaya takıyor böyle şeyleri. Kafayı yemiş diye nitelendirilen o tipler işte insanlığın ufkunu genişletiyor. Bu, işin benle ilgili kısmı. Peki ya uçaklar? Onlar nasıl hala güvenle uçabiliyor?
Gündeme getirdiğim fark sadece bir iki durumda ön plana çıkan ama normalde etkisi gerçekten ihmal edilebilir olan bir faktör. Aynen kara deliklerin veya yıldızların dibinde olmadıkça belirgin hale gelmeyen görelilik (izafiyet) etkileri gibi. İki basıncın farkının ihmal edilebilir olmadığı istisna olan o durumlar da, ses yayılması ve ses emilmesiyle ilgili. Ama tabi ki bunlar, şu anki bilimsel birikimlere göre görünen büyük resim. Eğer daha derin ve daha geniş bir bilimsel anlayış geliştirebilirsek o zaman, ihmal edegeldiğimiz bu iki basıncın farklılığı daha anlamlı ve daha kullanışlı bir şekilde ele alınabilir.
Diğer günlükleri okumak için tıklayın
Fotoğraf: Sachin Khadka

Yorumlar
Yorum Gönder