Allah Herkese Rahmet Eylesin

"Allah rahmet eylesin" diye söze başlasa biri, "n'oldu, kim öldü?" diye sorardınız. "Rahmeti sonsuz Rabbimiz" ifadesini içeren bir cümle duysanız, "günahların affını isteyerek mi bitecek" diyebilirdiniz. Ama eğer Kuran'ı dikkatle okuyan birisi olsanız, Allah ve Rahmet kelimeleri zihninizde "ölüm ve günah" kavramlarıyla değil, "hayat, ilim ve hikmet" kavramlarıyla bayraklaşırdı. Siyah ve beyaz ölçüsündeki bu zıtlık niye? 

"Allah'ın rahmetinin eserlerine bir bak! Ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltiyor! Ölüleri de kesinlikle diriltecek O'dur. O, Her Şeye Güç Yetiren'dir." (Rum Suresi, 50. Ayet)

Kısa ve öz ifade etmek gerekirse, birinci nedeni, bizim milletin çok okuması; ama bildiğini. Yani, okumaması, dolayısıyla da Kuran'ın ne dediğinden habersiz olması. Dindar olduğunu iddia eden insanların bile ezici çoğunluğu Kuran'ı, yabancı dilde söylenen bir arabesk şarkı seviyesinde biliyor. Okunmayan şeyin düşünülmesi ve ders alınması da zaten mümkün değil. Geriye ne kalıyor? Birilerinin anlattığı şeyler; onlar da artık ne kadar doğruysa...

Trajik halimizin ikince temel nedeni ise genel kültürümüzün ve ona zemin teşkil eden mantalitemizin, göçebelik ve askerlik üzerine kurulu olması. Bu iki süzgecin ikisi de belirsizlikler cenderesinde hayatta kalma endişesine ve sürekli bir düzen arayışına kilitli. O yüzden, Kuran'ın anlaşılması da o süzgeçlerin izin verdiği ölçüde oluyor. Ne var ki, demokrasi, özgürlükler, kritik düşünce, çeşitlilik içinde birlik gibi hayat ve hikmet aromalı kavramlar, belirsizlikler ve düzensizlikler cenderesinde değil, barış ve huzur ortamında kök salar. 

Uzun lafın kısası, Kuran'da geçtiği şekliyle rahmet kavramının, hayat, ilim ve hikmet kavramları ile ne kadar birbirine girmiş olduğunun zihinlere doğması için, Kuran'ı barış ve huzur ortamındayken ve anlayarak okumak gerek. 


Diğer günlükleri okumak için tıklayın

Fotoğraf: Aditya Saxena

Yorumlar