Önceki yazıyı okuyunca bir dizi soru doğal olarak akla geliyor:
1. Çok çocuk yapmak ile antidemokratik olmak arasında bir gerektirme mi var?
2. Az çocuk yapmak ile demokratik olmak arasında bir gerektirme mi var?
3. Cinsellik ile çocuk yapmak arasında bir gerektirme mi var?
4. Çocuk yapılmıyorsa, cinsellik yok mu demektir?
Bu sorulara cevap vermeye başlamadan önce hatırlatayım, bu yazı, ahlakî ve dinî kaygıları değil, biyolojik ve sosyolojik bakış açılarını yansıtıyor.
Yukarıdaki soruların hepsinin de cevabı hayır. Fakat, belirli koşullar üstüste gelince, istatistiksel olarak böyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Şimdi bunları teker teker inceleyelim.
Çocuk sayısı ile demokratik duruş arasında bir gerektirme söz konusu değil elbette. Mesela, ABD'de ekonomik olarak sorunları olmayan ve eğitimli olan aileler, toplumda sağlanan eğitim ve kültürel imkanların da yardımıyla çok çocuk sahibi olmayı tercih edebiliyorlar. Bu ailelerden doğan çocukların da antidemokratik bir eğilimi söz konusu olmuyor. Ama bu denklemden ekonomik yeterliliği, eğitimi ve toplumdaki kültürel alt yapıyı çıkarttığınız zaman geriye kalan şey, mecburiyetler cenderesinde karnını doyurmaya çalışan insan yığını oluyor. Mecburiyetlere mahkum olan insanlar da, manipülasyonlara ve alet edilmeye en açık olan grubu oluşturuyor.
Burada altı çizilmesi gereken bir nokta, eğitimin ve ekonomik yeterliliğin otomatik olarak demokratik davranışı doğurmadığı. Ne var ki, bu kavramlar arasında istatistiksel bir ilişkinin var olduğu da ortada.
Diğer sorularla alakalı olarak, cinsellik demek, çok çocuk yapmayı gerektirmediği gibi, çok çocuk sahibi olanların nitelikli bir cinsel hayatı olduğu da iddia edilemez. Ortada olan şey sadece, biyolojik anlamda cinsel süreçlerin işliyor olması. Ama benim hadiseyi cinsellik başlığı altında kaleme almamın da bir nedeni var elbette. Bu nedenlerden biri, burada da söylediğim gibi çocuk yapmanın, biyolojik anlamda cinsellikle ilgili olması. Bununla beraber, demokrat ve nitelikli kimliğiyle öne çıkan insanlardaki az çocuk trendiyle demokrasi kültürü olmayan ailelerdeki çok çocuk geleneğinin bir araya gelerek ortaya koyduğu resim, demokrasinin geleceği hakkında parlak şeyler söylemiyor.
Olayı daha somutlaştırmak gerekirse, "karpuzumuz çekirdeksiz olsun, üzümümüz çekirdeksiz olsun, biz rahat rahat meyve yiyelim" diyerek ürettiğimiz meyvelerin neslinin devamı söz konusu olmadığı gibi, cinsel hayatta da herhangi devamlılık kaygıları olmadan, yani çocuk faktörünü dışlayarak, sadece günlük haz odaklı yaşamak, biyolojik olarak sürdürülebilir değil. Bunun farkına varılması gerekiyor. Ama olayın fazlası da var.
Diğer günlükleri okumak için tıklayın
Fotoğraf: Inbal Cohen

Yorumlar
Yorum Gönder