Hoppalaa, bu da nereden çıktı şimdi? Aslında yeni değil, ama gittikçe daha fazla karşıma çıkmaya başladığı için konuya neşter vurmam gerektiğini düşündüm. Neyden mi bahsediyorum? Evrene iman. Hani isteklerini evrenden isteme akımı var ya; işte o.
Öncelikle, bir bilim insanı olarak fikir, vicdan ve ifade hürriyetine inanırım. Fakat bunun ötesinde, eğer rasyonel bir adım atılacaksa, yani akla mantığa uygun bir iş yapılacaksa, o zaman "tutarlılık", bana göre hayati öneme sahip ikinci bir olgudur. Yani, başlangıçta koyduğunuz kurallara sonradan aykırı gidemezsiniz, eğer rasyonellikten bahsediyorsanız. Bu ön açıklamaları niye yaptım?
Her insanın istediği inanca sahip olma ve bunu dile getirme, ayrıca o inancını gereğini yerine getirme hürriyeti vardır. Bu, temel hak ve özgürlükler arasındadır. Fakat bir insan Müslüman olduğunu söylerse, o zaman kafasına göre her şeyi inanç ve amel dünyasına sokamaz. Yani, Müslümansan, Kuran ve peygamberin koyduğu net ana hatlar çerçevesinde olman gerekir. Eğer o net ana hatların dışına çıkacaksan, ki buna hakkın var, o zaman Müslüman olduğunu iddia etmemen gerekir. Ben bu yazıyı, Müslüman olduğunu söyleyen ve öyle kalmak isteyen insanlar için yazıyorum; diğerleri muhatabım değil.
"Şu halde emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Ve seninle birlikte yürümek için sana uyanlar da (aynı yolu tutsunlar)! Asla sınırı aşmayın! Unutmayın ki O yaptığınız her şeyin farkındadır!" (Hud Suresi, 112. Ayet)
Diğer günlükleri okumak için tıklayın
Fotoğraf: Chirayu Sharma

Yorumlar
Yorum Gönder