İnternetin henüz hayallerde bile geçmediği, TRT'nin tek kanal olduğu yılların bir özelliği vardı. Bir şey sadece bir defa seyredilirdi. Kaçırırsan bir daha seyretme imkanın yoktu. O yüzden her yayının değeri bugüne göre bir kaç tık daha fazlaydı. İşte o günlerin "en en kaçırılmaz" yayınları arasında sanatsal performanslar vardı. Hususiyetle bahsetmek istediğim grup ise Komedi Dans Üçlüsü.
Yaptıkları şey, yerli yabancı şarkıların sözlerini, mantıklı bir kompozisyon oluşturacak şekilde kesip art arda yapıştırmak, daha sonra bu kompozisyonun şarkısal olarak çalınmasına dans veya tiyatro ile eşlik etmek. Mesela "alır başımı giderim" ifadesi geçen şarkı parçasının çalınmasının hemen ardından "gitme, sana muhtacım" ifadesini içeren başka bir şarkı parçasının çalınması ve bizim üçlünün de bu ifadelere uygun rol yapmaları. Kendi yayınlandığı tarihler itibariyle oldukça yaratıcı ve benzersiz olan bu performans, bir de bir-iki yılda sadece bir defa ekranlara çıktığı için, okyanus ortasında rastlanılan ada misali bir değer ifade ediyordu.
Şimdilerde kanal sayıları arttı, internet diye bir şey ortaya çıktı, ne istersen, ne zaman istersen, kaç defa istersen seyrediyorsun. Canı istediği için defalarca aynı şeyi seyredenlere diyeceğim yok da, istenmediği halde kendini zorla seyrettirmekten vazgeçmeyenler türedi bir de bu devirde. Onlar için ne demek lazım bilmiyorum.
Diğer günlükleri okumak için tıklayın
Fotoğraf: Youssef Mohamed

Yorumlar
Yorum Gönder