"Polisin olduğu yerde trafik işaretine bakılmaz."
Bu söz, orta sondaki edebiyat öğretmenimiz rahmetli Abdülkadir Arpacı'ya ait. Kendisinin, fantastik dünyaları anlatan kitaplara benzeyen özel bir defteri vardı. Ve kendisi de, kimliğini gizleyen şirin bir süper dedeydi, sanki. O defterinden bize şiirler, özel cümleler okuyarak hem gönüllerimizi hoş eder hem de konuları örneklendirirdi. Diyebilirim ki yazmayı ve edebiyatı sevmemde kilometre taşı olan insanlardan biri Abdülkadir hocadır.
Elinde, Harry Potter'ın hocalarınınkini andıran kısa, ahşap bir sopa ile sınıfa gelen hocamız, gülen yüzüyle, insanı transa geçiren sesiyle ve güneşte kararan gözlüğüyle tam bir ekoldü. Ara sıra "oğlum" diyerek sesini yükselttiği ve sopasını masaya vurduğu da olurdu. Ama o hep bizim için şirin baba karakteriydi.
Bir ara karnından ameliyat olmuştu ve ameliyat yerindeki pansumanın izi kazağının üstünden belli oluyordu. Bizim için oldukça iç burkan ve bir o kadar da ilgi çekici bir manzaraydı onu görmek. Düşünsenize! Ortaokuldasınız. Delikanlısınız. Ve karnı kesilmiş bir adam karşınızda ders anlatıyor. Ve siz de onu hayran hayran dinliyorsunuz.
Abdülkadir hocamdan dönem ödevi aldığımı hatırlıyorum. Bir ay boyunca günlük tutmam gerekiyordu. Tabi ki bir ay boyunca her gün ihtimamla o günlüğü tuttum (!) Yok yok, olur mu öyle şey... Son bir haftaya kadar neredeyse hiç bir şey yapmamıştım. Son bir hafta oturdum ve hikaye yazar gibi kafamdan olaylar uydurarak yazmaya başladım. Bildiğiniz hikaye kitabı gibi bir şey oldu. Hocam da çakmış olabilir mevzuyu ama bana hissettirmedi. O ödevden iyi not almıştım. Umarım göklerden beni şimdilerde seyrediyordur ve "maşallah" deyip bana gülümsüyordur.
Allah rahmet eylesin Abdülkadir hocam, mekânın cennet olsun.

"Maşallah"...
YanıtlaSilYazar ortaokulda iken bir haftaya sığıştırılmış olan ödev için mi gülümseyip söylüyor bunu hoca, yoksa merhuma yazarın bugünkü hali ve çalışmaları malum olup da mı söylüyor, orası net değil. Ama cümledeki ifade tarzı ikincisini kastediyor gibi. Şu durumda:
1. Bu söz, popüler Türk kültüründe, güzel bir davranış ya da özellik ile karşılaşıldığı durumlarda söylenir. Buna göre, yazarda bu türden birtakım güzellikler bulunuyor olsa gerek. Daha doğrusu, yazarın kendi perspektifinden durum böyle görünüyor. Yani gelinen noktada yazar aynaya baktığında kendinde yararlı ve güzel sıfatların ağır bastığını görüyor olmalı.
2. Kaygı veren tarafı: Anadolu geleneğinde "tasavvuf" olarak adlandırılan "ruhsal gelişim" anlayışına göre bu bir zaaf belirtisi olabilir. Eğer öyle ise, çeşitli açılardan, biraz rehabilitasyon gerekiyor olabilir.
3. Güzel tarafı: Böyle düşünmekle beraber yazar bunu gizlemiyor ve yazıp paylaşıyorsa, bu bağlamda riyadan uzak duruyor ve içi dışı bir demektir. Sevindirici bir şey...
Teşekkürler...
Sevgiler...
Enteresan ve enfes bir yorum. Kritik düşünceye davetiye çıkaran hoş bir paylaşım. Tasavvuf geleneğinin dahi ameliyat masasına yatırılmasını netice verebilecek kadar potansiyelli analizler. Teşekkürler
Sil... ve belki de en önemlisi, mevcut mikroblog aleminde popüler olan bakma, izleme ya da dinleme karşısında "okuma" eksenli paylaşım alternatifini öne çıkaran –ki bunu kutsal görüyorum, yazıp paylaşma kültürünü teşvik eden, ve böylece ilham veren istikrarınız için...
YanıtlaSil