Aygün Hanım ve Arabası


Aygün Hanım, çocukluğumun efsane kadınlarındandı. Kadınlarındandı diyorum, çünkü bu şekilde bahsedeceğim kişi sayısı 1den fazla. 80li yılların başlarında, kadınların hayatta yerini alma serüveninin hâlâ çocukluğunu yaşadığı günlerde nadir kadın şoförlerden olmasıyla diğer herkesten ayrılırdı. Gülümsemesi, bütün içtenliğiyle attığı kahkahaları ve araba kullanırken sohbet etmesiyle süper kahraman gibi bir imaj edinmişti zihnimde. O da annem gibi matematikçiydi. Bigudiyle şekil verdiği saçları, başını çevirdikçe dans ederdi. Açık kahverengi Renault Station arabasına diğer öğretmenleri ve öğretmen çocuklarını doldururdu ve hep beraber aralarından birinin evine çaya gidilirdi. Ben o zamanlar tahminen 3-4 yaşlarında olduğum için, bütün bu olanlar arasında benim açımdan en cazip kısım da bu iki şey oluyordu: arabaya binmek ve çay-kek partisine gitmek. O tarihler itibariyle zeytin, peynir, yağ, yumurta yemediğim için çaresiz kalan annem, benim en azından bu şekilde besleniyor olmamdan memnun oluyordu.

Çocukluk böyle bir şey. Bir yandan beğendiniz bir yönünden dolayı insanları kafanızda ölçüsüz büyütebiliyorsunuz, diğer yandan da mantıklı mantıksız bir şekilde bir şeylerden uzak duruyorsunuz. Yoksa aynı tarihlerde ekmeğin kabuğunu yeyip içini kenara çıkarmamı başka ne türlü açıklayabilirsiniz ki?!?!?










Yorumlar