Bilimin Kokusu


Bilim deyince akılda uyanan ilk imaj, garip şekillere sahip cam kaplar içindeki çeşitli renkte sıvılardır.  Halbuki bilim, bu imajı da içerir ama onun çok ötesinde bir olgudur. Ama kabul ediyorum, benim çocuk zihnimde de bilim, renkli sıvılar ve garip kokular üzerinden kodluydu. Hangileri mi?

Mesela küflenmeye yüz tutmuş ahşap kokusu. Laboratuvara girdiğimizde burnumuzu şok eden koku karışımının vazgeçilmezi. Belki küf kısmı her zaman olmayabilir ama ahşap bazlı birşeyler. Kalın bacakları olan ve kütük gibi tablası olan açık sarı renkli ahşap masalar ve aynı malze eden yapılı dolaplar. Yaklaştığınızda, birşeyler araştırmaya bulmaya sizi zorlayan bir koku bu...

Başka? Mesela toz kokusu. Yıllardır kullanılmamış kitap veya aletlerin üstünde ya da uzun zamandır açılmamış dolapların içinde biriken tozun kokusu. Sanki eskiden yaşamış üstün bir medeniyetin keşfine başlamışsınız gibi heyecan verici bir toz kokusu...

Daha? Yıllanmış kitap sayfaları kokusu. Zaten buraya kadar anlattıklarımın ardından böyle bir kitap kokusunun geleceği barizdi. Cilt zamkının kokusuyla karışık yıllanmış saman-selüloz karışımı kağıt kokusunun sizi çıkaramayacağı macera yoktur...

Başka yok mu? Elbette bazı kimyasalların kokuları da aynı kategoride benim için. İsimlerini bilmesem de, burnunuza geldiğinde yüzünüzü ekşitmenize neden olan kokular bunlar. Böylece o kimyasallar ruhunuza gizli gizli "n'olur hocaya göstermeden beni birşeylerle karıştır" diye fısıldar...

Fotoğraf: Ousa Chea

Yorumlar