Milliyet Çocuk ve Sonrası


Küçüklüğümde en çok içim giderek özendiğim şeylerden biri, Milliyet Çocuk dergisini düzenli alan bir arkadaşımın, o dergide her ay verilen bilgisayar, bisiklet vs. kuponlarını biriktirmesiydi. "Dergi, okumak için değil mi" diyebilirsiniz ama bir çocuk açısından bilgisayar ve bisiklet, okumaktan ve düşünmekten daha önemli oluyor. 

Bugün artık kağıt üzerine basılı materyallerin modası geçiyor olsa da, çok değil, daha 30-40 yıl önce kitap-dergi gibi bilgi ve iletişim kaynakları gayet de değerliydi. Gazeteler, bugünkü gibi tamamen itibarını yitirmemişti. Dergilerde gelen yazı dizileri, bir sonraki hafta ya da ay nasıl devam edecek diye merakla beklenirdi. Gazete bayileri önünde sabah erkenden sıraya girilir, tükenmeden alınmaya çalışılırdı. Baskıdan yeni çıkmış kağıt kokusu ise, fırından çıkıp üstünde duman tüten ekmeğinkinden farksızdı.

O zamanlarda yine gündemime giren bir başka dergi de Can Kardeş'ti. Orada da bulmacalar, çizgi diziler, hikaye ve masallar olurdu. Kupon biriktirip hediye alınırdı. Hatta bir diş fırçası bile almıştım ben o zaman, kupon biriktirerek.

Kupon furyası daha sonra gazetelere sıçradı. Tercüman gazetesi Dünya Atlası veriyordu. Bir de Fa marka şampuan. Ben atlası almıştım kupon biriktirerek, ablam da şampuanı. Dayımla birlikte bir kış sabahı gitmiştik, kuponlarımızı verip hediyelerimizi almaya. Atlas o kadar da hoşuma gitmemişti ama ablamın şampuanının kokusu hafızamda kalıcı bir yer etti. Sanki durduğun yerde başka bir galaksideki dünyalara seyahat etmek gibi beni benden alan bir etkisi vardı. Ve bunlar olurken ben daha ilkokulun ilk yıllarındaydım. Ve atlas gibi kuru bir hediyedense, Majorette marka siyah yarış arabası hediyesi bana göre çok daha cazipti. Rahmetli dayım sağolsun, bana aldığı o küçük oyuncakla, o beğenmediğim atlastaki dünyalara seyahat ettim hayalimde...

Yorumlar

Yorum Gönder