Turbo Sakızı


Ünye'de geçirdiğimiz yaz tatilinden dönmüştük. Sabah dışarı çıkmıştım, arkadaşlarımla oynamak için. Galiba ilkokul 4-5'inci sınıflarda olsam gerek. Apartmanın önünde arkadaşlarım beni görür görmez haberi patlattılar: "sen yokken yeni sakız çıktı"

İçinden araba resimleri çıkan bu yeni sakızın tadı da çok muhteşemdi. Mahallede Turbo salgını başlamıştı ve ben daha yeni öğreniyordum. Hemen anneme koştum ve sakız almak için harçlık istedim. Annem de sağolsun verdi. Ve böylece, hayatıma damgasını vuracak ve yıllarca hayallerimi süsleyecek o enfes koku ve tat ile tanıştım. Bugün bile hala yediğim meyvelerde o tada rast gelince "aaa, bu Turbo tadında" diyorum. Ama anladığım kadarıyla nektarin ve şekerpare kayısısı karışımı bir şey, Turbonunkisi.

Fakat Turbo efsanesi sadece tadından ve kokusundan ibaret değildi. Sakızın içinden çıkan parlak kağıtlarda, 1'den 50'ye kadar numaralandırılmış şekilde bir araba serisi vardı. Dünyanın farklı ülkelerinde üretilen çeşit çeşit arabaların artistik fotoğrafları ve bazı teknik özellikleri vardı. Ve seriyi tamamlamak için oldukça uğraşmanız gerekiyordu, çünkü mesela 2 ve 7 numaralar neredeyse hiç bir zaman çıkmıyordu. Bir de çok sık çıkanlar vardı ki oldukça moral bozucuydu, çünkü zor bela aldığınız harçlık parasıyla bir de sürekli aynı resimler çıkması, biz çocukları oldukça çaresiz bırakıyordu. 

Her şeye rağmen seriyi tamamlayıp Turbo'nun merkezine gönderenlere özel bir tişört gönderiliyordu. Ben, uzun uğraşlar neticesinde o seriyi tamamladım. Bundan da büyük bir tatmin ve gurur duydum, bir çocuğun duyabileceği kadarıyla. Aradan bir müddet geçtikten sonra o ilk 50 resimlik seriyi daha estetik bir formatta saklamak için çizgisiz bir defter satın aldım. İtinayla teker teker o resimleri yapıştırdım. Eski zaman fotoğraflarına bakıp melankolik nostalji hissedenler gibi ben de o resimlerden oluşan albümüme bakmaya ve arkadaşlarıma da göstermeye başladım. 

Sonra n'oldu biliyor musunuz? Ortaokula geçtiğimde, değer verdiğim bir arkadaşıma hediye ettim, o defteri. Arkadaşım sonra n'aptı hiçbir fikrim yok.


Diğer günlükleri okumak için tıklayın



Yorumlar