Gözünüzün önünde bir mucize gerçekleşse, o mucizeyi gerçekleştiren kişinin getirdiği mesaja inanır mısınız? Belki bundan bir kaç yüzyıl veya bir kaç bin yıl önce yaşıyor olsaydık, bu soruya evet deme ihtimaliniz oldukça yüksekti. Ama bugün, "kesin bir pislik var bu işin içinde" deme ihtimaliniz ağır basar. İyi ama, mesela Kuran'da da, peygamberlerin doğruluğu hakkında mucizeler öne çıkarılmıyor mu? Yoksa bizim gözümüzden kaçan bir şeyler mi var?
Bu meseleyi açıklığa kavuşturmak için Kuran'ı incelerseniz, çok çarpıcı bir sonuçla karşılaşırsınız. Önceki peygamberlerin mucizelerinden detaylı bahsedilirken, mesela Musa ve İsa peygamberler, bizzat Kuran'ı getiren Hz Muhammed'in (as) mucizeleri hakkında bir anlatım yoktur. Hz Muhammed, Kuran'ı getirmesi ve yaşamasıyla ön plandadır. Demek ki, insanın hayretler içerisinde kalıp aklının yenilgiye uğradığını kabullenmesi değil istenen şey. Aksine, insanın aklını kullanıp okuması, anlaması ve yaşaması gereken bir kitap, nazara verilen.
Madem öyle, biz de bir düşünce deneyi yapalım. Farzedelim ki, bundan iki bin yıl önce yaşıyoruz ve bir peygamber, her haftanın Cuma günü, güneş tam tepedeyken aynı mucizeyi gösteriyor. Mesela, bir kafese bir arslan ve bir tavşan koyuyor ve arslan o tavşanı paramparça edip yedikten sonra, hayvanın karnından o tavşanı hiç parçalanmamış bir şekilde geri çıkartıyor. Ve unutmayın, bu mucize her hafta tekrar ediyor. İnanır mısınız?
Olacakları ben size anlatayım. İlk defa gördüğünüzde aklınız başınızdan gidecek ve imana geleceksiniz. Sonra, imanınız tazelensin diye Cuma öğlenlerini bu mucizeye ayıracaksınız. Bir müddet sonra, artık sıradanlaşmış olacağı için heyecanı kalmayacak. Nasıl olsa o tavşan geri gelecek zaten... Sonra, "bu hafta görmesem de sorun değil, gelecek hafta yeniden yapılacak zaten" diyeceksiniz. Sonra, bulunduğunuz şehre gelenlerin sayısı artacak, bu mucizeyi görmek için. Onlarla konuşurken, olayı ballandıra ballandıra anlatacaksınız ve yavaş yavaş ticari bir yatırıma dönüşecek. Ve en nihayetinde, dünya malı kazanmak için uydurulan ve çok maharetli bir şekilde gerçekleştirilen bir sihir gösterisi olarak başka diyarlara nâmı yayılacak. Aradan zaman geçip de günümüze geldiğimizde ise, masallara ve özel efektlerle güçlendirilmiş filmlere malzeme olacak. Ki bütün bunlar sırf, o peygamber o mucizeyi düzenli olarak gösterdiği için meydana gelecek.
Uzun lafın kısası, Allah'tan açık delil görmek için istekte bulunmak, ayakları yere basmayan bir beklenti, çünkü her birey için bu yapılırsa, işin özelliği ve anlamı kalmıyor; yukarıdaki düşünce deneyinde anlattığım üzere. Öte yandan, gerek doğada gerekse evrende nice mucizevi güzellikler harikalar varken, sırf her sene mevsimsel döngü içerisinde yenilendikleri için onları sıradan görmüyor muyuz?
"Göklerde ve yerde nice deliller var ki, yanlarından geçerler de dönüp bakmazlar bile." (Yusuf Suresi, 105)
Fotoğraf: Alistair MacRobert

Yorumlar
Yorum Gönder